15/4/2009 · Kategori: tarikat ve hatme

Tasavvuf mertebeleri: fenafillah ve bekabillah olarak iki bölümdür.
Tasavvuf ledün ilmi üzerine kurulmuştur. Bu bilgiler yedi mertebe olarak öğretilir.
Üç fena dört beka mertebeleri vardır-Dört beka makamı da denilebilir-
Fena: yok anlamındadır: yok; yok edilecektir.

Öğrenmek isteyen kişiye önce zikir denilen bir şey verilir. Halk arasında inleme de denir.
Zikir: bu Allah bilgisinin tümünü temsil eder.. Bir nefes alıp üç seferde verilir. üç ifna bir İspat demektir.
İfna: yok edilmesi gereken demektir.
Bir nefes almak: İspat = allah'tır.
Bir nefes ile üç şeytan yok edilecektir.

FENAFİLLAH MERTEBELERİ:

1. Ders: tevhidi efal'dir: iş birliği- işleri birlemek demektir. Fiillerin-işler- allah'a ayit olduğudur.
Fena-i efal: yok edilmesi gereken işler demektir. İşleri allah'tan başkalarıda yapabilir: bu düşünce yanlıştır.

Tevhid-i efal: işlerin tümü allah'a ayittir. Benden ve evrenden de işleyen O dur.
Rabıta: la fail'e illallah tır. Yapan mutlak allah'tır. O ndan başka yapan yoktur.
Rabıta: bağlantı anlamındadır-allah ile kul arasında-

2.Ders: tevhidi sıfat'tır: allah'ın mevsuf olduğudur. Yedi subuti sıfatın sahibi allah'tır. Gerçek gören
işiten bilen?. Allah'tır.
Rabıta: la mevsuf e illallah tır: bütün vasflar allah'a ayittir. Bilen düşünen gören.. O dur.

3. Ders: tevhidi zat'tır: allah'tan başka varlık olmadığı anlaşılır. Vücut sahibi yalnızca O dur.
Rabıta: la mevcude illallah tır.



BEKABİLLAH MAKAMLARI

4. Ders: cem makamı: Burada hak zahirdir. Apaçık görünür demektir. Hak zahir- halk batın olarak
düşünülür anlaşılır. halk batın: halk gizli demektir: halk yok olarak anlaşılmamalı.
Allah'ın celal yönü bilinir.

5. Ders: hazretül cem makamı: burada da : hak batın- halk zahir olarak düşünülür-anlaşılır.
Halk açıktadır hak gizlidir: hak yok demek değildir; gizlidir.
Fark aşk kesret şeriat makamı?. Gibi isimleri de vardır.
Allah'ın cemal yönü bilinir.

6. Ders: cem'ül cem makamı: burada hem hak hem de halk zahirdir. Aynı anda hem Allah hem de halk
Görünmektedir. Miraç'ın gerçekleştiği-tamamlandığ makamdır. Burada insan tamamlanır. Gerçek kul
olmak burada gerçekleşir.
Kemale ermek burada gerçekleşir. Allah tam olarak anlaşılmıştır. Buradan öteye insanın gideceği makam yoktur.

7. Ders: zikir: makamı Muhammet tir. Makamı Mahmut diye de bilinir

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

15/4/2009 · Kategori: tarikat ve hatme

Tasavvufta 4 kapi vardir :

1-Şeriat Kapisi
2-Tarikat Kapisi
3-Marifet Kapisi
4-Hakikat Kapisi

Ögreti olarak bu kapilar birer birer geçilerek Hakikate ulasilir.

Ögrencilerinden biri Mevlana'ya sormus.
-Efendim bu 4 kapi mes'elesini ben pek anlayamiyorum. Bana
anlayabilecegim bir lisanla anlatir misiniz ?

"Simdi bak karsi medresede dersini çalisan dört kisi var. Hepsi
rahlelerine egilmis. Sen git bunlarin hepsinin ensesine bir samar at sonra gel
sana anlatayim."

Adam gitmis birincinin ensesine bir tokat asketmis. Tokadi yiyen
derhal ayaga kalkip arkasini dönmüs ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlâna'nin
ögrencisini yere yikmis. Ögrenci dayagi yemis geri dönecek ama
hocasina itaat var.Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat asketmis. O da derhal ayaga
kalkip elini kaldirmis. Tam tokadi vuracakken vazgeçip yerine oturmus.
Ögrenci devam etmis üçüncüye de bir tokat atmis. Üçüncü söyle bir
kafasini çevirip baktiktan sonra çalismasina devam etmis.

Dördüncü tokadi yemesine ragmen hiç orali bile olmadan çalismasina
devam etmis.Ögrenci Mevlâna'ya dönmüs olanlari anlatmis.

Mevlâna ;

"Iste sana istedigin örnekler;

Birinci; seriat kapisini geçememis biri idi. Seriatta kisasa kisas
oldugu için tokadi yeyince kalkti. Aynisini sana iâde etti.

Ikinci; tarîkat kapisindadir. Tokadi yeyince o da kalkti tam tokadi
iade edecekti ki tarikat ögretisinde verdigi söz aklina geldi. "Sana
kötülük yapana bile iyilik yap". Onun için döndü yerine oturdu.

Üçüncü; mârifet kapisina kadar gelmistir. Iyinin ve kötünün tek
Yaradan'dan geldigini bilir inanir. Yaradan bu kötülüge hangi iblisi
âlet etti diye merakindan söyle bir dönüp bakti.

Dördüncü; hakikat kapisini da geçmistir. Iyinin ve kötünün tek sahibi
oldugunu bilir. Onun için dönüp bakmadi bile.

__________________
"LeyLa Mecnun'un hiç bir şeyiydi.
Mecnun zaten LeyLa'ydı

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

15/4/2009 · Kategori: tarikat ve hatme

SUFİCE DÜŞÜNCELER

Sözün gücüne inandığımı her fırsatta söylemişimdir… Ama sesin de bir gücü varmış…. Niye böyle bir giriş yaptım… Çünkü bu yazıyı tam kaleme almaya başladığımda; hatta kara kutumun (benim Lap Topun nam-ı müstearı) ilk tuşuna dokunurken öyle bir nağme yükselmeye başladı ki…. Girişi pek bir muhteşemdi yahu!!!… Hani ne derler!... Benim yarim gelişinden bellidir misali….. bu da aynen öyle oldu…. tirbuşon gibi geldi adeta…. İnsan ruhunun her bir santimetre karesinde ne helezonik oyuklar açıyor bir bilseniz…. “NAR OLMADAN NUR OLMAZ” misali; NAR-I BEYZA halinde akkorlardayım…

Bu haleti ruhiye içerisinde gece yolculuğuna başlıyorum…. Var mısınız?....

Dosttan bizi mahrûm ediyor her gelişin.
Cânânımı seyretmeğe mânidir işin.
Halvette temâşâ edeyim sevgilimi
Uykum beni terket ne olur bâşın için !..


GECEM… GECEM… GECEM…

YOKSA ŞÖYLE Mİ DEMELİYİM:

HECEM HECEM HECEM….


GECEM ve HECEM…. Bu iki kelimenin yazılış olarak yalnızca baş harfleri farklı…. Ama ilginç bir tevafuk ki (G) harfinden sonra [yumuşağını saymaz isek; malumunuz her çeşit yumuşak bizim toplumda pek makbul değildir zati.] (H) harfi geliyor… Tıpkı benim GECEM’in ardından HECEMİN başlaması gibi…

GECEM ve BEN… GECEMLE BÜTÜNLEŞEN HECEM….


HECEYİ bu aleme DAVUD gibi salanlara selam olsun !!!....

Yine düşüneceğim mehtap varsa bu gece…
Gizlice çanlar çalıp mahkeme kurulacak.
Sevdiğim - sevmediğim ölü - diri her hece
Ne varsa aşka dair
Her ne var
Sorulacak!...

Sözün gücü sesin gücüyle birleşince çok daha muhteşem bir etki gösteriyor sanki ….

Ancak bir şartla ki…. HAK’tan ve DOĞRU’dan yana olmak kaydıyla…

Vakta ki bir gün yahudinin biri İmamı Şafi Hazretlerinin önünü kesip bindiği katırı tutar…Herkes İmamı Şafi Hazretlerine hürmet ederken bu “iptidai akıl” hakaret etmek isteyecektir….
Yahudi “Ya imam ! Senin sakalın mı hayırlı yoksa şu katırın kuyruğu mu?” diye sorar…
Büyük İmam sakalını tutar: “Eğer bu sakalın sahibi cennete girerse bu sakal bizim katırın kuyruğundan hayırlıdır. Eğer bu sakalın sahibi cehenneme düşerse şu katırın kuyruğu bundan hayırlıdır. Bil ki katır cehenneme girmez” der…
Yahudi: “Ya İmam! Ben müslüman oluyorum… Sen ehli hakikatsin senin dinin hak din…”

İŞTE SÖZÜN GÜCÜ…


Masaru Emoto’nun “The Hidden Messages in Water” isimli kitabı Türkçeye “Suyun Gizli Mesajı" adı altında tercüme edildi.

Çok ilginç bir çalışma…. Emoto; su moleküllerinin düşüncelerimizden duygularımızdan ve kullandığımız kelimelerden etkilendiğini tespit etmiş; suyun söylenen sözlere hissedilen duygulara gösterilen görüntülere ve dinletilen müziğe göre nasıl bir değişim gösterdiğini birbirinden muhteşem su kristali fotoğraflarıyla ortaya koymuş…. Kitaba bakıldığında; gerçekten de güzel söz duygu görüntü ve müziğe karşı su kristalleri muhteşem görüntülerle karşılık vermekte; ya da tam tersi olarak; kötü söz duygu görüntü veya müzik karşısında şekilsiz ya da çirkin bir görünüm sergilemektedir.

BİLİYORSUNUZ Kİ İNSAN VÜCUDUNUN YAKLAŞIK % 70’İ “SU”DUR.

O halde….

DİN NASİHATTİR….

YA HAYIR SÖYLE YA SUS…

GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR GÜZEL DÜŞÜNEN
HAYATINDAN LEZZET ALIR…


Ve daha nice benzer sözlerin söylenişindeki hikmetin farklı bir boyutu daha böylece ortaya çıkmış olmuyor mu?

HAYAT BİR İLETİŞİMDİR; MUHATABI İNSANDIR; ONA DA KELAM-I KİBAR YAKIŞIR…


Vakta ki bir gün ilim ehli bir zat bir dergahın kapısını çalar…. Dergahın ulu kişisi ile yaptığı sohbetten etkilenir… Kamil zatın elini tutar ve intisap etmek ister… Mürşid olan muhterem zat müridlerine talimat vererek kendisine intisap eden alim zata önce bir gusül abdesti aldırmalarını söyler. Müridler alim zatı alıp bir odaya götürürler. Sobanın üstüne bir kazan su koyarlar. Su ısınacak alim zat gusledecektir. Bu arada alim zat ile müridler arasında koyu bir sohbet başlar. Ancak konuşmalar boş ve malayanidir… Biraz sonra Mürşid olan zat odaya gelir. Bir konuşmalara bakar bir de sobanın üstündeki kazana… “Çabuk bu suyu dökün yeniden su koyun ve Allah’ın (C.C.) hoşuna gidecek bir sohbette bulunun.” der….

Doğrusu Masaru Emoto’nun kitabını okuduktan sonra bu kıssa bana çok daha anlamlı gelmeye başladı…

Hz. Ali (r.a.) Efendimizin bir sözü vardır:

“İLİM BİR NOKTA İDİ; ONU CAHİLLER ÇOĞALTTI”

Acizane şöyle düşünüyorum: Aslında pozitif ilim-manevi ilim ayrımı suni’dir…. İlim tektir. Bu ilim bir nokta ise muhtevası; “LA İLAHE İLLALLAH”dır….

Teknoloji ilerledikçe manevi ilme ilişkin hakikatler aynı zamanda pozitif ilmin de birer yansıması olarak tezahür etmekte ve her iki ilim adeta bir simetri oluşturmaktadır….

Ya da teknoloji ilerledikçe pozitif ilim-manevi ilim arasındaki açının giderek daraldığı düşünülebilir. Belki de zamanın bitişine yakın yine başladığı o tek noktaya dönecektir.

Üstad Ahmet Turan ALKAN “nokta (.)” içingeometrinin başlangıç yeri sözün sonudur”der. Noktanın geometrinin başlangıç yeri olmasını cahillerin onu çoğaltmasına; ve yine sözün sonu olmasını da başladığı yere dönüşüne benzetmek mümkündür.


Kudretinden şüphe yok bir damladan âdem doğar.
Zerrenin bir zerresinden her doğan muhkem doğar.
Rab’bımın hâşâ bulunmaz zerre miktar benzerî
“Kün” kelâmından “yekûn” hâsıl olur âlem doğar...


Kabul etmek gerekir ki; sözün gücü harflerde ya da sembollerde değildir ….

Harflerin manayı ortaya koyan dizilişi önemli olmakla birlikte; kelimelere güç katan şey başka bir fenomendir ve çok daha ehemmiyetlidir ….

Vakta ki bir kadının çok fazla bal yiyen küçük bir oğlu varmış…. Gitmediği doktor din adamı alim muallim v.b. şahıs kalmamış ancak oğlunun çok fazla bal yeme hastalığına bir çare bulamamış… Son bir umutla ve uzun bir yolculuktan sonra Abdülkadir Geylani Hazretlerinin dergahına gelmiş. Hemen Gavs-ı Azamın huzuruna çıkarak oğlunun çok fazla bal yediğinden söz etmiş ve yardım istemiş... Gavs-ı Azam kadına; “Şimdi gidiniz altı ay sonra çocuğu bana getiriniz” demiş…. Kadın “peki” deyip geri dönmüş ve altı ay sonra yine Gavs-ı Azamın dergahına gelmiş ve hemen huzura çıkmış… Gavs-ı Azam çocuğa yalnızca; “Oğlum !! bundan sonra çok fazla bal yeme!!” demiş… Ve kadına da dönerek; “Haydi şimdi gidiniz” demiş. Kadın bu duruma şaşırmış ve Gavs-ı Azama dönerek; “Madem yalnızca bu sözü söyleyecektiniz; neden ilk geldiğimizde söylemediniz de bizi ikinci kez buralara kadar yordunuz !” şeklinde serzenişte bulunmuş… Gavs-ı Azam; “Ben sizin ilk gelişinize kadar her gün bal yiyen birisi idim… Her gün bal yiyen birisi olarak bu çocuğa bal yeme dememin hiçbir faydası olmayacaktı…. Sizden sonra bal yemeyi bıraktım. Altı ay bal yemedim…. Artık bu çocuk fazla bal yemeyecektir” demiş…. Gerçekten de küçük çocuk o günden sonra fazla bal yeme hastalığından kurtulmuş…..

Bu iş böyledir dostlar…. Kendine sözü geçmeyenin başkasına da sözü geçmez….

Mürşid ulu bir baraj gibidir…. Baraj duvarının arkasında heybetli bir ilim denizi vardır…Sessiz sakin ve dingin görüntüsüne rağmen derinliği muhteşemdir …. İçinde ne inciler barındırır… Bu ilim denizi çağlamaya bir başladığında öyle bir enerji açığa çıkar ki; onda ışık vardır onda ısı vardır… Zifirler “nurun ala nura” dönerken aynı zamanda yakar da yakar insanı…. Nefsiniz temmuz güneşine maruz kalmış kardan adam gibidir… Eridikçe erir…. Sanmayın ki eridikçe yok olursunuz…. ERDİKÇE DİRİLİRSİNİZ…. Uçsuz bucaksız diyarlara hattını döşemiştir O…. İrtibatı koparmayan kandile döner… Hem kendini aydınlatır hem etrafını…

Kısaca O; maddeye mana; söze güç katar….

İşte Sevgili Canlar ulu bir barajdan beslenmeyen söz yalnızca “KIL - Ü KAAL”dir…


Yıllar yılı sinyal veririm hiç biri bakmaz sözüme
Tûfan gibi deryâlara düştüm gece sâhil ararım..
Bilmem gecenin zulmeti mi mil mi çekilmiş gözüme ?
Bin volttaki aydınlığı versin diye kandil ararım...


AŞKINIZ CEMAL; CEMALİNİZ NUR; NURUNUZ AYN OLSUN !!!...


Ahmet Levent 29.10.2007


NOT: Rubailer Muhterem şiir Dr. Selçuk BEKAR’a aittir….


Hanende: Ahmet Özhan…. Nağme: Nar Tanem… Mest olan: Hurdahaş bir adem…

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

14/4/2009 · Kategori: tarikat ve hatme

SAADAT-I   KİRAMANIN NAMAZ TESBİHATI  :

Farza Başlamadan  Önce Okunacak Dua

Kamet getırildikten  sonra,niyet etmeden önce şu dua okunur; ''Allhümme salli ala seyyidinâ Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed.Allhümme rabbe hazihi'd -daveti't-tâmme,vesselati 'l -kaîme , ati seyyidena  Muhammeden el - vesilete ve' -fazilete veb'ashü makamen mahmudeni 'llezi vaadteh. Amin  ve'l -  hamdü  lillahi rabbil alemin.''

Saflar Düzeltilirken Okunacak Dua     imam sağa dönerek

İstev ve't-tesilü  rahimena ve rahimekümullah

sol tarafına dönerek '' istev ve't-tesilu esabena ve esabükümullah''   der niyet ederek  namaza başlar, Kılınan namaz sabah ,ikindi ve akşam namazıları ise selam verdikten sonra  on defa,

''La ilahe   illallahü vahdehü la şerike leh,lehü 'l -mülküve lehü'lhamdü vehüve ala küllişey'in kadir'' denir.Eğer tesbihat müezzin eşliğinde yapılıyorsa müezzin; Lailahe illallah dedikten  sonra  Herkes içinden bu duayı on defa okurTesbihatın bundan sonraki kısmı , bir müezzin eşliğinde yapılıyormuş gibi anlatılacaktır.  

Sabah ve akşam namazlarına mahsus olmak üzere on defa, ''La ilahe illallahü vahdehu la şerike leh,lehü'l-mülkü ve lehü '- hamdü ve hüve ala külli şey'in kadir'' dendikten sonra  ''Allahümme ecirni mine 'n -nar'' der Allahım beni ateşten koru''der ve ardından  eller ters çevrilerek kaldırılır,herkes içinden bu duayı 7 defa okur.bu duanın hemen ardından müezzİn,''Aminve'l-hamdü lillahi rabbi 'l -alemin der. Eller  yüze sürülür.Daha sonra şu dua okunur;Estağfirullah,estağfirullah,estağfirullah el azim.Allhümme ente 's- selamüve minke's-selam, fehayyina bi's-selam ,tebarekte ve tealeyte ya ze'l celali vel ikram''

La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehü'l -mülkü ve lehü'l hamdü yuhyi ve yümit,ve hüve ala külli şey'in kadir''   devem ederek ; Allhümme la  mania lima a'tayte vela mu'tiye lima mena'te vela yenfeu z'l-ceddi minke'lced.Vela havle vela kuvvete illa billahi'l-aliyyi'lazim.La ilahe illahu vela na'büdü illa iyyahü lehü'n-ni'metü velehü'l-fadlü ve lehü's-senaü'lhasen.La ilahe illallahü muhlisine lehü'd-dine velev kerihe'l-kafirun.

Bundan sonra euzu besmele ile ''elhamdülillahi rabbil alemin ''der , herkez fatiha okur. bundan sonra müezzin besmele çeker ve ''allahü la ilahe illa hu'' der . Bütün cemaat kendi duyacağı bir sesle Ayetü'l-kürsi'yi okur.

Ardından müezzin besmele çeker ve şehidallahü ennehü la ilahe illa hu der . Bütün cemaat gizlice  şu  ayetleri okur ;(Al-i İmran 3/18,26 ve 27)

Besmele çekerek  kulhüvallahü ahad der cemaat gizlice  ihlas  suresini okur.tekrar besmele ile sırası ile  felak ve nas sureleri   de okunur.sonra sırasıyla 'subhanallah, elhamdülillah Elhamdülillah; Allhüekber der.Cemaat her tesbihi 33 defa  çekildikten sonra müezzin  şu duayı okur

La ilahe illallahü rabbi vahdehu  la  şerike leh  ,lehü 'l -mülkü ve lehü'l- hamdü  ve hüve ala külli şey'in kadir.Subhane rabbiye'l-aliyyil a'l'e'l- vehhab

ardından eller kaldırılıp dua edilir. dua tamamlandıktan sonra müezzin lailahe illallah der .10 defa tevhid zikri çekilir.Onuncuda  Muhammedü'r-Resulullah'' diyerek tamamlanır.Müezzin sonra şu selavatı okur : Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina muhammmed.Biadedi külli dain ve devain ve barik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesira. Bunu üç defa tekrarlar üçüncünün son kısmında kesira kelimesinin yerine kesiran kesira şeklinde söyler.Sonra şöyle devam eder: İlahi salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedini'l- Mustafa, ve ala cemii'l-enbiyai ve 'l-mürselin, ve ala ali küllin ve sahbi küllin ecmain,amin velhamdülillahi rabbil alemin (İkindi ise Amme , Yatsı ise Tebareke (Mülk) suresi okunur.Müezzin Estağfirullah der, 25 Estağfirullah denilerek tesbihat bitirilir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

6/9/2008 · Kategori: tarikat ve hatme

1)100 defa Sübhanallahi ve'l-hamdülillahi ve la ilaheillallahu vallahu ekber
2)100 defa Sübhanallahi ve bi-hamdihi
3)100 defa La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve ala külli şey'in kadir
4)100 defa La ilahe illallah
5)100 defa La havle ve la kuvvete illa billahi'l-aliyyi'l-azim
6)100 defa La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü mine'z-zalimin
7)100 defa Estağfirullah
8)100 defa Allahümme atina fi'd-dünya haseneten ve fi'l-ahireti haseneten ve kına azabe'n-nar
9)300 defa Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidinaMuhammed
10)100 defa Fatiha-i Şerif     (Not: İsterse okusun)
11)100 defa İhlas-ı Şerif       (Not: İsterse okusun)

s.a kurbanlar bunu seyda hz okuyormuş mübarek buyurmuşki bu yolu sevenlerde okusun dünyü ve ahiret sikintiları kalmaz

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::